
Doğup büyüdüğüm yer. Her türlü fikre sahip insanları dinleyebilmemi ve küçümsememi öğreten kent. Tüm üniversite öncesi okul hayatım boyunca müslüman olmayan arkadaşlarım oldu ve onların insan olduğunu bu kent sayesinde tanıdım. İnsanları, herhangi bir etnik ya da dinsel öğeleri yüzünden dışlamamamı öğreten kent. 14 yıldır istanbulda yaşamama rağmen, hayata dair temel bilgileri bu kentte öğrendiğimi düşünüyorum. Yazları annemin yanına gittiğimde; o güzelim sahilinde, 1,5-2 saat yürüyüp, çekirdek ve dondurma yiyerek zaman geçiriyorum. Bisiklet ve motosiklet kullananlara hala saygı duyuluyor ve araç sahipleri ezmeye çalışmıyor. Sanırım özlemişim. yazın gidip kebap yiyip, annemin fırınlarda yaptırdığı börekleri ve lahmacunları yemek istiyorum.
İskenderun Bağdat ırkları içinde en ilginç ve benzersiz olanıdır. İngiliz Carrier, Fransiz Bağdat, Steinheim Bağdat, İspanyol Bağdat, zaman içinde bazı melezlemelere maruz kalmıştır, İskenderun ırkı ise saf bir ırktır.

İskenderun’un turizm için yeterli yatırımı yaptığı pek söylenemez. Toplam 968 yatak kapasitesi ile on oteli ve pek çok pansiyonu olan ilçenin en büyük problemi, Türkiye turizmine bulaşıcı bir hastalık gibi zarar veren yazlık siteler. Özellikle plajları ve denizi ile ünlü olan Gülcihan ve Arsuz yöreleri bu yazlık sitelerden fazlasıyla nasibini almış. Ancak yolunuz İskenderun’a düştüğünde merkezinde Maryo Hanna Kilisesi’nin olduğu şirin bir tatil köyü olan Arsuz'a ve zindanlarında Namık Kemal’in hapis yattığı Payas Kalesi’ne uğramamazlık etmeyin. Haçlılar tarafından yaptırılan ve daha sonra Osmanlılar tarafından restore edilen bu kale, Payas’ın önemli sanat yapıtlarındandır. İlçenin diğer önemli turistik mekanlarını ise şöyle sıralayabiliriz: Helenistik dönemden kalan Frank Limanı, Şalan Kalesi ve Sarıkesi Kalesi; kimilerine göre Büyük İskender’in gömülü olduğu kentin giriş kapısı olan, kimilerine göre de Yunus peygamberin karnından çıktığı yer olarak rivayet edilen Yunus Sütunu Kalıntısı; Cenevizliler tarafından yaptırılan Cin Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı ve Hamamı ve bir Mimar Sinan eseri olan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi.Acenta Adı Sınıfı Telefon Adres
Tia Tur Turizm Seyahat (A) 6134495 Mareşal Fevzi Çakmak Cad.
Hemdem Turizm Seyahat (A) 6140176 Ziya Gökalp Cad.
Nerpa Turizm Seyahat (A) 6135121 Mareşal Fevzi Çakmak Cad.
Kırmanlar Turizm Seyahat (A) 6145451 Suleymaniye Mahallesi
Koşar Turizm Seyahat (A) 6158685 Ulucami Cad.
Edip-Tur Oto Kiralama Sey.(C) 6144656 İnönü Meydanı
Titüs Turizm Seyahat (A) 6134232 5 Temmuz Cad.
| CLUB CASMİN OTEL | 2009 |
| Kahvaltı Dahil | |
| Tek kişilik oda | 90 YTL |
| Çift kişilik oda | 135 YTL |
| Üç kişilik oda | 170 YTL |
| İSSOS OTEL | ||||
| 01.01.09 / 30.04.09 | 01.05.09 / 31.10.09 | |||
| Kahvaltı Dahil | Yarım Pansiyon | Kahvaltı Dahil | Yarım Pansiyon | |
| Tek kişilik oda | 79 TL | 89 TL | 99 TL | 119 TL |
| Çift kişilik oda | 125 TL | 135 TL | 145 TL | 165 TL |
| Üç kişilik oda | 150 TL | 160 TL | 170 TL | 195 TL |
Hataylı Oteli(***):
Osmangazi Caddesi No:2 İskenderun
0 326 614 15 90
Ontur Otel(****):
Muammer Aksoy Cad. No: 8 İskenderun
0 326 616 24 00
Cabir Otel(**):
Ulucami Cad. No:16 İskenderun
0 326 612 33 91
İmrenay Otel(*):
Şehit Pamir Caddesi
0 326 613 21 17
Kıyı Otel:
Atatürk Bulvarı No:63 İskenderun
0 326 617 36 80
Altındişler Otel:
Şehit Pamir Caddesi
0 326 617 10 11
Hitit Otel:
Cumhuriyet Meydanı No:1 İskenderun
0 326 613 31 66
Kutlubay Otel:
Atatürk Cad. No:93
0 326 613 45 67
Arsuz Otel(***):
Uluçınar-Arsuz
0 326 643 24 44
Lion King:
Gümüşkent karşısı - Arsuz
0 326 643 38 52
As Ercan Otel(**):
Madenli Beldesi, Çankaya Mah.Akdeniz Cad. No:12 İSKENDERUN
Tel : 0 326 6582360
Fax : 0 326 6582210
Yunus Motel:
Akdeniz Cad. No:16 Arsuz
0 326 643 20 88
Atahan Pansiyon:
Sami Oytun Caddesi Arsuz
0 326 643 22 11
Ercan Pansiyon:
Iskenderun Arsuz Yolu 20. Km.
0 326 658 23 60
Yıldız Pansiyon:
TCDD Kampı Karşısı Arsuz
0 326 643 21 94
Denizkızı Otel:
Gülcihan İskenderun
0 326 644 50 07
| TURİZM BELGELİ LOKANTALAR: HASAN BABA(1.Sınıf) Tel : 0 326 6132725 SARAY LOKANTASI (2.Sınıf) Tel : 0 326 6171383 |
Hüriyet gazetesine göre Türkiyenin iyi dokuz balık çarşısından biri İskenderunda;
Körfezden jumbo karides çıkıyor Hatay'ın sahil ilçesi İskenderun'da. İki noktada balık satılıyor. İskenderun Körfezi'nde jumbo karides de olmak üzere her çeşit balık çıkıyor. 1985'te yapılan, 22 işyerinin bulunduğu barınak yanındaki Balıkçı Hali’ne, soğuk hava depoları eklenerek modern görünüm kazandırıldı. Burada 07.00-20.00 arasında genellikle toptan satış yapılıyor. Numune Mahallesi'nde 10 işyerinin bulunduğu hal ise 04.00-24.00 arasında perakende müşterilerin ihtiyacını karşılıyor. Balıkların toptan fiyatı: Jumbo karides 45 milyon, lagos 30 milyon, lüfer 12 milyon lira.
Kaynak:Hürriyet 26 ağustos 2006


Geçmişi Antik Çağ öncesine dayanan İskenderun, Hititler’e, Fenikeliler’e, Türk asıllı bir millet olan Hurriler`e ve MÖ. 6. yüzyılda da Persler’e ev sahipliği yapmış. Ama kuruluşu için MÖ. 333 yılında, Asya seferine çıkan Büyük İskender’i beklemiş. O zamanlar adı “Alexandreia” olan İskenderun, Roma hakimiyeti sonrasında İranlıların istilasına uğramış. Kalesi tahrip edilen kent, bir cüzzam salgını da atlatarak 4. yüzyıla geldiğinde “Küçük İskenderiye” adını da kazanmış. İslam kaynakları ondanİskenderiye yerine İskenderun diye bahsetmiş. İki medeniyet arasında defalarca gidip gelirken tarih de ilerlemiş. Büyük Selçuklu Devleti kurulmuş, onlara geçmiş. Sonra sırayı Eyyubiler almış. Birinci Haçlı seferiyle zapt edilmiş, sonra Antakya Dukalığı’na o ortadan kalkınca Memlükler`e ara sıra da Dulkadirliler emirliliğinin nüfuzuna girmiş.
Bir devletin bayrağı altında uzun süre yaşaması ise ancak 16. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu ile mümkün olmuş. Bu dönemde ticari ve stratejik özelliğini güçlendirerek önemli bir ticaret merkezi olmuş. Ta ki, 1832 yılına dek. Kavalalı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşanın kumandasındaki Mısır ordusu, Osmanlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğratınca İskenderun yine el değiştirmiş. Tanzimat ilan edilince Adana eyaletine bağlanmış. Ama I. Dünya Savaşı ve sonrasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile yeniden işgal edilmiş. Ardından Türk çeteleri Fransızlara karşı ayaklanmış, Ankara anlaşması sonucunda Hatay`da İskenderun Sancak İdaresi kurulmuş. Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasından bir yıl sonra da son kez devlet değiştirmiş.
Kaynak:Turkstime 15 mayıs 2003
Fotograf:Eski Belediye Önü
Yüz ölçümü: 743 km2
Nüfus: 300 bin
Kasaba sayısı: 13
Köy Sayısı: 37
Karayolları: E-5: 34 km, İl yolu: 33 km, Otoban: 20 km.
Köy yolları: 401 km. (Yarısı asfalt)
Kıyı şeridi: 50 mil Liman Bağlantısı: İskenderun Limanı deniz ulaşımı dışında kara ve demir yolu ile yurt içi ve yurt dışı bağlantılara sahiptir.
(Kaynak:Buket Aşçı)
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması üzerine 12 Kasım 1918 günü İskenderun Fransız askerleri tarafından işgal edildi. İşgalin hemen ardından oluşturulan Türk çeteleriyle Fransızlar ve onların desteklediği Ermeni milisler arasında kanlı çarpışmalar meydana geldi. 21 Ekim 1921 de Fransa ile imzalanan Ankara Anlaşması doğrultusunda Hatay'da İskenderun Sancak İdaresi kurulmuştur. Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk hükümetinin müdahalesi ile bağımsız Hatay Devleti kurulmuş aynı gün Hatay meclisi yasama çalışmalarına başladı.

İskenderun'un kuruluşu tarih öncesi devirlere dayanmaktadır. Karaağaç mıntıkasında Telli köy adını taşıyan höyükte Mc. Evan'ın bulduğu bazı çanak çömlek parçaları buranın Antikçağ öncesi yerleşime açıldığını göstermektedir. M.Ö. 2000'li yıllarda burada Hititler'e bağlı Kadu Beyliği`nin kurulduğu bilinmektedir(Kadu, Hititçe de körfez anlamına gelmektedir.). M.Ö. 1200'lü yıllardan önce Fenikeliler burada “Myriandrus” adıyla bir koloni kurdular. Burası M.Ö. 1200'den sonra merkezi Reyhanlı (Kuruluo) olan geç devir Hattini Krallığına bağlandı. MÖ. 7. yüzyılda Hurriler'in eline geçen İskenderun ve çevresi M.Ö. 6. yüzyılda Persler'in eline geçmiştir.


İskenderun gerçek anlamıyla M.Ö. 333 yılında, Asya seferine çıkmış olan Büyük İskender tarafından kurulmuştur. O zamanlar asıl adı Alexandreia idi. Roma hakimiyeti başladıktan sonra, bügünkü İranlıların atası olan Partların istilasına uğrayan kalesi tahrip edilip, yeniden inşa edilen şehrin adı Peutinger tabularında bu bölgede cüzzam hastalığı yayılmış olduğu söylentileriyle Alexandreia Scabiasa olarak gösterilmektedir. Nihayet yine düzeltme amacıyla 4. yüzyıldan itibaren Küçük İskenderiye'ye (Alexandretta) denilmiştir.